Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik
Dernek
Dernek Logosu Dernek Logosu


Yeni sitemizin tasarımı ve kullanışı nasıl
Anket Anket

Eklenti Kur
Radyo Radyo

KÖŞE YAZARLARI KÖŞE YAZARLARI

DÖVİZ KURLARI DÖVİZ KURLARI

Basın Bülteni Basın Bülteni

Kaydol
E-Bülten E-Bülten

EtkinlikEtkinlik Kayıt Formu Kayıt FormuEtkinliklere kaydolmak için tıklayınız
UlaşımUlaşım Krokisi Krokisi
SohbetSohbet Bölümü BölümüDolu dolu ve hoşça vakit geçirmek için
DavetDavet Bölümü BölümüTanıdıklarınızı çağırın sitemizi canlandırın
İletişimİletişim Formu Formuinfo@terzioglukoyu.com


Reklamlar Reklamlar

Alevilik


Alevilik: Hazret-i Ali’ye taraftar demektir. Yani, “Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin’i en derin muhabbetle seven ve onlara taraftar olan kimsedir.


Alevi İslam deyimi


Alevilerin de tek Tanrı inancı olan İslam’ın dışında olmadığı; hatta İslam’ın özü olduğu anlamındadır. Alevilerin İslam içindeki yeri ise şöyledir: 
Dini İslam, kitabı Kuran, Allah’a kul, Muhammed’e ümmet, Ali’ye talip, Hüseyin’in yolunu süren, Güruh-u Naci’dir, yani Kuran’ı ve İslam’ı Hz. Ali gibi anlayan ve on İki İmamlar gibi inancı sürdürenlerdir.



Bektaşilik:


a) Gerçek bir Alevi olan, yani yukarıdaki tanıma uyan, Hacı Bektaşi Veli’nin eline, diline ve beline sahip olma felsefesini benimsemiş ve günümüz şartlarına uygun bir biçimde yol ve erkân süren kimse demektir. Aslında ikinsin arasında sadece yöresel ve uygulama farklılıkları vardır, özde ise aynıdır. 
b) Bektaşilik, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bektaş” lâkabından türetilmiştir. Aslında Hacı Bektaş-ı Veli’nin başlatmış olduğu bu felsefeyi, tarikata dönüştüren ve bu tarikatla ilgili kurallar getiren, “Balım Sultan olmuştur.


Alevilik ve Bektaşiliği geniş anlamıyla yorumlayacak olursak:


Alevililer-Bektaşiler, İslam Dinini kendi yorumlarına göre kabul eder. Alevi-Bektaşi, İslam öncesi inançları ile İslamî inançlarını harmanlayarak, kendisine özgü yeni bir Alevi-Bektaşi İslam sentezi ortaya çıkarmış ve benimsemiştir. Ayrıca tek bir din ile de kayıtlı olmayıp, pek çok dinin maksat ve gayesini bilir, Kuran’ın gerçek manasına vakıftır ve tüm mevcudatın Hakk’ın öz varlığından ibaret olduğunu bilir ve inanır. Alevi-Bektaşilik’te, insan ön plana çıkarılmıştır, yani insan her şeyin merkezidir. Alevi-Bektaşi inancına göre tüm âlem, Tanrı’yı temsil eder, yani “Lâ mevcude illallah” tır (Allah’tan başka mevcut yoktur). 

Alevi-Bektaşi : Olgun, kendisini yetiştirmiş, kamil insan demektir. Alevilik-Bektaşilik, dış yüzünden halka, iç yüzünden ise Hakk’a bakan iki yönlü bir kavşak noktasıdır. Alevilik-Bektaşilik, bâtın, yani gizli manaları sembollerle, zâhir, yani açıklanmasında sakıca olmayan manaları da misallerle, insanlara anlatılmaya çalışılır. 
Alevilik-Bektaşilik: Alevi ve Bektaşilikteki ibadet anlayışı, tasavvufi bir anlayıştır. Alevi-Bektaşi ibadet anlayışı, İslâm Dininin “Tevhid” kavramı, tasavvuf felsefesinin “Vahdet-i Vücut” anlayışına dayanmaktadır. 

Alevi-Bektaşiler: Cafer-i Mezhebindendir. İmam Cafer’i Sadık’ın içtihadına göre hareket eder.



ALLAH İNDİNDE DİN


Allah indinde din:
a) Cenabı Allah Kuran’da: “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim” buyurmuştur. 
b) Allah katında din İslam’dır. 

Soru 2: İslam ve Müslüman ne demektir?
a) İslam, Silm ve Selam köklerinden gelen bir kelimedir. Silm, barış, güven ve huzur demektir. Selam ise, mutluluk, esenlik ve güven demektir. Kuran’da: “Allah, kullarını selam ve esenlik yurduna çağırır” denilmektedir. Selam yurdundan maksat cennettir. 
b) Müslüman ise İslam dinini kabul eden, İslam dinine bağlı dindar kimse demektir.


HZ. MUHAMMED VE EHLİBEYT


Hz. Muhammed, M. 20 Nisan 571 yılında Mekke’de ve Kâbe’nin içinde dünyaya geldi. 40 yaşında iken kendisine “nebilik” verildi. 23 yıl boyunca İslam dinine hizmet etti. 63 yıllık ömrünün 10 yılını Medine’de geçirdi. 8 Haziran 632 yılında Medine’de Hakk’ın rahmetine kavuştu. Hz. Peygamber’in kabrinin bulunduğu yer, içinde yaşadığı evinin odasıdır. Peygamber’in vasiyeti üzerine vefat ettiği odaya defnedilmiştir. Ancak bu kabir, bugün yapılan genişletmeler sonunda “Mescid-i Nebevi”nin içinde kalmıştır. Her kaynakta ayrı ayrı tarihlere ratlıyoruz. Ancak gerçek olan şu ki, 40 yaşında iken nebilik verilmiş, nebiliği 23 yıl devam etmiş, 63 yaşında ve 8 Nisan 632 de Hakk’a yürümüştür. 

Hz. Peygamber’e ilk vahiy ne zaman ve nerede geldi?
Tarihçilerin yazdığına göre Hz. Muhammed’e ilk vahiy, kırk yaşında iken M, 610 Ramazan ayının içinde “Hira Dağı”nda gelmiştir. 
Hz. Muhammed’e ilk olarak hangi ayet nazil olmuştur?
İlk olarak “Yaratan Rabbi’nin adıyla oku” diye başlayan, “Âlak S uresinin ilk beş ayeti” nazil olmuştur. 

Hazret-i Muhammed’in Mekke’den Medine’ye gidişi hangi tarihte ve hangi şartlarda oldu. Giderken yerine kimi bıraktı?
Hz. Muhammed’in Peygamber’liğini kabul edemeyen Ümeyye oğulları, diğer kabilelerle de anlaşarak, Hz. Muhammed’i öldürmeyi planlamışlardı. Bu durumu öğrenen Allah’ın Resulü, olayın olacağı gece yatağına Hz. Ali’yi yatırıp, gizlice Mekke’den ayrılıp, Medine’ye göç etti. 622 tarihinde gerçekleşen bu olaya, hicret denildi. Bu tarih, Müslüman’larca yeni bir dönemin başlangıç tarihi, yani Mülsümanlığın başlangıcı sayıldı. 

Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’i kimlerdir?
Hazret-i Muhammed’in Ehl-i Beyt-i; Hz. İmam Ali, Hz, Fatıma, Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin’dir. Bu beş kimseler, Al-i Aba, Penç-i Ali ve Beşler gibi isimlerle de anılırlar. Daha iyi kavrayabilmek için, Ehl-i Beyt-i şöyle açıklayabiliriz:

1- Bir kudsi hadiste: “Levlâke levlâk lemâ halakte eflâk” buyurmuştur. Mealen: “Ya Muhammed! Seni varlığım için yarattım ve benim dileğim sensin. Ben on sekiz bin âlemi, senin için yarattım. Eğer seni ve Ehlibeyt’ini yaratmayacak olsaydım, evet sen olmasaydın, yerleri ve gökleri ve her ikisi arasında bulunan tüm varlıkları yaratmazdım” diyor. 
2- Yine Cenab-ı Allah Kuran’da, Hz. Peygamber’e: “Kul lâ es’elüküm aleyhi ecren illel meveddete fil kurba” buyurmuştur. 

Mealen: “De ki: “Ben tebliğime karşılık sizden, akrabamı sevmeniz dışında hiçbir şey istemiyorum.” 
Ayette, “meveddet” sözcüğü geçmektedir, bu söz, sevgidir, bağlılıktır. 
“Kurba” sözcüğü ise “akraba” dır. Bu da mutlak bağlılık ve sevgidir. Bunun için tüm âlem, Allah Resulü’nün Ehlibeyt’ini, yani yakın akrabalarını sevmek mecburiyetindedir. Çünkü bu sevgi, İslam âlemine farz kılınmıştır. 
Bunun için de sevğili Peygamber’imiz. Bir hadisine: “Benim Ehlibeyt’im Nuhun Gemisi’ne benzer, kim ki bu gemiye bindi; kurtuluşa erdi, binemeyenler ise delâlette kaldılar” buyurmuştur. 

3-Yine Kuran’da: “İnnemâ yüridüllahü liyüzhibe ankümür ricse ehlel beyti ve yutahhireküm tathira.” 
Mealen: “Ehlibeyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” 
4- Şu ayette de: “İnnallahe ve melâiketehü yusallune alen nebiy, yâ eyyühellezine âmenu sallu aleyhi ve sellimu teslimâ.” 
Mealen: “Şu bir gerçek ki, Allah ve melekleri, Peygamber’e salât ederler. Ey müminler! Siz de ona salât getirin ve tam teslimiyetle selâm verin” denilmektedidr. Bu ayetin inişinden sonra orada hazır bulunanlar, Hz. Peygamber’e: “Ya Resulüllah! Sana nasıl salavât getirelim?” diye sordular. O, vakit Allah’ın Resulü: “Allahümme salli alâ Muhammed ve âl-i Muhammed deyin” dedi. Burada geçen “âl-i” sözü, Hz. İmam Ali, Hz. Fatıma, Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin’i de kapsamaktadır. Böylece, Hz. Muhammed ve onun Ehlibeyti’ne salavât getirmek tüm müminlere farz olmuştur. 
5- Kuran’da: Kuşkusuz biz sana “Kever”i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl soyu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir. 
Burada birinci ayet, müjde ayetidir. “Biz sana kevseri verdik, senin soyun kevserden gelecektir” deniyor. Kevser’in pek çok anlamı vardır, ancak burada neslin çoğalması anlamındadır. Nesil kimden gelecektir? Tabi ki, Hz. Fatıma ile Hz. Ali’den devam edecektir ve öyle de olmuştur. Kerbelâ’da tüm erkekler, şehadet şerbetini içtikleri halde, “İmam Zeynel Abidin” sağ kalmış ve Hz. Muhammed’in nesili ondan yürümüştür. Hz. Peygamber’in Ehlibeyt’i hakkında değişik yorumlar vardır ve bu yorumların kaynaklarından bazıları şunlardıdr.
Diğer Kaynaklara Göre Ehlibeyt:
1- Ebû Saidî Hudri, Mücahid, Katâde ve diğer sahabelerin açıklamalarına göre Ehlibeyt: Hz. İmam Ali, Hz. Fatıma, Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin’dir.
2- İmam Timrizi’nin de Ümmi Seleme’den “tahric” ettiğine göre, Ümmi Seleme: “Bu ayet benim odamda nazil oldu. Hz. Peygamber, bu ayeti okuduğu zaman, ben de kapının yanında bulunuyordum. “Ya Resülullah! Ben Ehlibeyt’ten değil miyim?” diye sordu. O vakit Resülullah buyurdular ki: “Şüphesiz sen de hayra müteveccihsin, Peygamber zevcelerindensin” dedi ve o sırada odada bulunan Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i abasının altına aldı ve: “Ya Rabb! Bunlar benim “Ehlibeytim”dir. O halde onlardan kiri gider, onları tertemiz yap” diyerek “Ahzab Süresi, 33 ayeti” okudu.
4- (Said bin Cübeyr, ibn. Abbas’tan rivayet olarak bildiriyor. İkrime, Mukattil’in sözleri de bu yöndedir. Bunlara göre “Ehlibeyt” Resülullah aleyhe ve selem efendimizin zevceleridir. Çünkü, “Beyt-i sâdet de bulunanlar, onlardır.
5- Ehlibeyt, Hz. Peygamber’in hane halkıdır ve tüm eşleri, evlatları, torunları ve Hz. Ali de buna dahildir” diyenler de mevcuttur. 

Hakkı SAYGI BABA 
1. Ahzap Suresi, 56
2. Kevser Suresi
3. Hasan Basri Çantay, KURAN-I HAKİM VE MEAL-İ KERİM, Cilt, II. S. 746 747

Alevi Sünni Ayrımını Yol Açan Olaylar


ALEVİ SUNİ DİYE İSLAMI İKİYE BÖLEN İLK OLAY 

Sunilerin en saygın bilgeleri sayılan buhari ile müslümün sahifelerindeki kayıtlara göre bu olay Perşembe günü talihsizliğini diye geçer bunlar sunilerce en sağlam kaynaklardır. Korkunç bir gündü Ömer binil hat tabın peygambere karşı Dikildiği gündür Hz peygamber ölümüne yakın bir şey yazmak için kalem kağıt ister orada yandaşları ile bulunan ömer bu isteği itiraz ederek peygamberin ateşi var ( haşa ) sayıklıyor bir şey yazmasına gerek yok Allahın kitabı bize yeterlidir diyerek engel olmuştur. Bu anlayışla ibni Abbassın Perşembe talihsizliği diye adlandırdığı bu olayın etkisiyle sahabelerin çoğu peygamberin sünnetlerini tanımak istemezler Allahın kitabı bize yeterlidir derler. Azınlık olan Ali ve onun taraftarları ise bu tutumun tersine peygamberin sünnetlerine itiraz kabul etmezler. Tartışma da yürütmezler yüce Allah kiramında nisa süresinin 59 ayeti ey inanlar. Allaha ve onun peygamberine itaat ediniz denmektedir. Ömer hayatı boyunca Peygambere karşı direnmeleriyle ünlüdür. Ömer peygamberin sünnetleriyle kendini bağımlı saymıyordu halife olduktan sonra peygamberin sünnetleri yerine kendi uydurduğu içtihatlara yönelmeyi çok seviyordu gerekirse haram olanı helal helal olanı haram kılabiliyordu üç boşanmayı tek söze indirgemesi kuranda helal olan haçe ve kadın mutatlarını yürürlükten kaldırması namazlarda sünnet ricatlarını değiştirmesi gibi Ömer binil hat tap bu gibi işlerde yandaş bulmakta zorluk çekmiyordu 

PEYGAMBER SÜNNETLERİNE KARŞI İKİNCİ OLAY 

Ölümünden iki gün önce peygamberin emriyle usamenin komutanlığında sefere hazırlanan orduya on yedi yaşında bir delikanlıdır bahanesiyle ebu Bekir Ömer ve arkadaşlarının katılmamaları olayıdır. Ömer peygamberin emrine karşı gelmiştir. Ali ile arkadaşları ise bu sefere gönderilemiyorlardı peygamberin amacı aliye olan muhalifleri Medine’den uzaklaştırmaktı ancak kuriyşlilerin düşündüğü gibi oldu peygamber vefat etti bundan sonra şahsi çıkarlarına dayalı projelerini uygulamaya mevkiine koymak kolaylaşmıştı duruma hakim olmak için her tedbiri almışlardır. Aslında daha önceden Ebu Bekir Osman Abdurrahman ibni avf ebu ubeyde amir binil cerrah bir arada peygamberin sünnetlerine karşı geliyorlar onun yerine kendi içtihatlarını ikame etmeye çalışıyorlardı ali ve onun arkadaşlarına gelince bu grup peygamberin sünnetlerini ayrıntılarıyla uyguluyorlardı ali vefat eden peygamberin yerine bir halife seçmek için yandaşlarıyla birlikte ömerin konuşmalarını görüyordu ancak peygamberin vasiyeti gereğince yıkama kefenleme cenaze namazı ve defin görevi kendisine verilmişti vefat eden peygamberin başından ayrılmıyordu ali isteseydi kendisi de koşardı sakiyfede toplananlar karıştırdı hilafet makamını kaybetme pahasına da olsa cenazeyi bırakmıyordu burada bir an durup alinin gösterdiği erdemlik ve üstün ahlak mertebesine bakmak gerekiyor ali peygamberin sünneti olan vasiyetine uyarak cenaze evinden ayrılmaz iken yandaşlarıyla Ömer peygamberin sünnetini hiçe saymıştır. 

ALEVİLERİ SÜNNİLERE KARŞI GETİREN ÜÇÜNCÜ OLAY 
Bu olay peygamberin nasslarını açık kesin kanıtlarını inkar eden sahabelerin çoğu peygamberlerin sakiyfedeki tutumlarıdır. Sakiyfeye koşan sahabeinin çoğu peygamberin haccından dönüşünde düzenlendiği ( gadir ) törenlerinde bulunmuşlardı. Bu törende Hz peygamberin halifeliği aliye vasiyeti ettiğini belirlendi gadirde bulunan bu önde gelen kişilre bu defa bir dilim yarar koparmak için sakiyfeye koşmuşlardı bu sahabeler ki sakiyfede ebu bekirin seçilmesine karşı gelenleri öldürmeye bile kalkmışlardır. Bu olayda ebu Bekir ve ömer ile birlikte işbirliği edenler peygamberin sünntlerine karşı gelerek içtihatları kendi özel görüşlerini uygulamayı tercih etmişlerdir. Çıkarlarına uygun olarak içtihatlardan yana tavır koymuşlardır. Bu olayda azınlık da olsalar taraftarları ile ali ebu bekire beyat etmemeyi reddetmişlerdi böylece karşı karşıya gelen iki grup doğmuş oldu bu iki grubun görüş ayrılıkları ayırım tohumlarına ekmeğe yetiyordu bir grup peygamberin sünnetleri yerine çıkarlara uygun içtihad usullerine yönelmişti nede olsa iktidar nimetlerinin paylaşımı böylece daha kolaylarına gelmişti. Birin grubun öncüsü Ali ibni ebi taliptir. İkinci grubun başı is bu Bekir ve ömerdir. İkinci grup birinci grubun itibarını ve gücünü kırmak için acımasız ve tavizsiz bir faaliyete girmişlerdi şöyleki. Birinci grubu yönetiminden uzaklaştırmak ve onların gelirlerini kısmak ilk yaptıkları iş peygamberin kızı fatımayı fedekteki çiftliğinden yosun etmektir. Bu olay Sünni olan din bilgesi ünlü buharınin ve müslimin sahihlerin de detaylarıyla yazılmıştır.

Peygamberin mirası olmaz fetvasıyla babasının mirasından yoksun ettiler Peygamberin kendine ve ehlibeytine ayırdığı beşte bir oranındaki ganimetler gelirleri fatıma’dan kestiler. Ödemez oldular daha sonra eşinden olan mirası ve onun büyük gelirinden yoksun bırakılan Ali maddi sıkıntıya düşmüştü. Bir gün Ebu Bekir bu yaptıklarına dile getirerek ikrar edecek ve fatımaya evet ben gelirlerden olan beşte bir hakkınızı kestim fakat sizleri daha fazla aç daha fazla çıplak bırakmayacağım diyecek kadar ileri gitmiştir. Aslında Ali ve onun taraftarları çok zengin insanlar değillerdi halk is zenginlere rağbet gösteriyorlardı. Âlinin taraftarlarına iktidar nimetlerinden uzaklaştırmak ve sosyal güvenliklerini baltalamaktı. Alinin liderliğinde toplanan insanları sosyal saygınlıktan düşürmek için ebu Bekir ve Ömer her türlü baskıya geçerli sayıyorlardı. Alinin Hz Peygambere olan yakınlığı sarmak gerekiyordu.Alinin kahramanlıkları yiğitliği dürüstlüğü ve Peygamberle birlikte uzun süren işbirliği kıskanılıyordu. Alinin bu üstün özeliklerini gölgelemek için bir hedef oluşturuyorlardı. Fatıma ise Peygamberden sonra hayatta kalan tek kutsal kadındı. Hz peygamberin onun hakkında söylediği hadis ve sözler saymakla bitmez. Ancak ebu Bekir ve ömer ona saldırarak o yüce kadını yıpratmak amacını güdüyorlardı. Bir gün ömer elinde yanan bir cira ile fatıma tül zehrayı evinin çevresinde yığdığı odunlarla tutuşturmakla ve evdekiler ile birlikte yakmayı dehtid etmiştir. Fatımanın zorla ebu Bekire beyat etmesini istiyordu. Yazar ibni abed rebbeh akdiferid adlı eserinde. Diyor ki; Ali Abbas ve Zübeyir evde bulundukları bir sırada ebu Bekire tarafından gönderilen Ömer geldi. Ebu Bekire beyat etmediklerini takdirde elindeki cira ile evi yakacağını söyledi. Kapıya çıkan fatıma ev hattabın oğlu evimizi yakmaya mı? geldin diye ömere bir tiksinti ile sergilemiştir. Oda çekinmeden evet diye yanıtladıktan sonra eğer ümmete katılmayacak isen evet yakarım diye tehditine devam etmiş. Peygamberin üzerinde titrediği fatımaya yapılan bu tecavüz küçümsenemez. Ömer bu hareketiyle peygambere arasındaki sınırları aşmış bulunmaktadır. Ve aşmıştır. Sünni cemaatinin tartışmasız değerli olan buhar inin sahifesine bir bakınız orada babasından olan mirasını fatımanın ebu bekirden istediğini yazar. Ebu Bekir hiç tereddüt etmeden bu isteği red eder. Fatımayı babasının mirasından mahrum eder. Bunun üzerine fatıma ölünceye kadar ebu Bekirle konuşmaz. Fatıma babasından sonra altı ay yaşar. Bu süre içinde ebu Bekir ile ilgili her türlü bağı koparır. Ölünce de ebu Bekir cenazesinde bulunmasın diye eşi olan Ali ibni ebu talipten gece defnedilmesini ister. 

                                                                                                                                       Yazan: Sabahattin TERZİ


YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0161

© 2009 terzioglukoyu.com
Terzioğlu Köyü Web Portalı http://www.terzioglukoyu.com

Tam Ekran